Selamün Aleyküm ;
Öncelikle konular
çoğaldıkça büyük bir anlam bütünlüğü oluşacak adım adım konu konu okudukça daha
net anlaşılacak ve bulmacanın parçaları yerli yerine oturunca size göstermek
istediğim büyük resim ortaya çıkacak.
İlk konumuz Ademoğulları
ile şeytanın arasındaki büyük savaş ve bu büyük savaşın detayları ve püf
noktalarını anlatmaya çalışacağım. Düşmanını iyi tanı ki savaşı kazanasın. Hadi
bakalım beraber tanıyalım. Ha unutmadan söyleyeyim. Çok dikkatli okuyun hani
amerikalıların bir sözü var bildin mi ? Devil in details. (şeytan ayrıntılarda
gizlidir) derler. Ahanda o detaylara dikkat !
Herşey Hz. Ademin Yüce Rabbimiz tarafından yaratılıpta şeytanın
kibir ve büyüklük taslayarak Rabbine itaat etmeyip Ademin önünde secde
etmemesiyle başlıyor. Evet bütün hikayenin ve bu savaşın başlangıcı buradan
yatıyor. İsterseniz gerçek olduğuğundan zerre kadar şüphe duymadığımız Kuran-ı Kerim’de bu olay nasıl anlatılıyor. Bir
bakalım. Ayetleri buraya yazıp akabinde bağzı yerlere vurgu yapacağım. Bu arada
hatalı isem lütfen beni düzeltin veya eklemek istedikleriniz olursa yorum
atın..
Araf Suresi 11-18 Ayetler
11- Sizi yarattık,
arkasından belirli bir biçime soktuk, sonra meleklere "Ademe secde edin,
dedik. İblis dışında hepsi secde etti. Sadece o secde edenlerden olmadı. "12- "Allah İblis'e "Secde etmeni emrettiğimde seni secde etmekten alıkoyan ne oldu? dedi. O da "Ben ondan üstünüm, beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın " dedi.
13- "Allah ona "o halde in oradan, orada büyüklük taslamak haddine düşmedi. Çık dışarı, sen alçağın birisin, dedi. "
14- "İblis, "Bana insanların tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver" dedi.
15- Allah "Sen mühlet verilenlerden birisin" dedi.
16- "İblis dedi ki; "Beni kışkırtıp sapıklığa düşürdüğün için, andolsun ki, doğru yolun üzerinde pusu kurup insanların yolunu keseceğim. "
17- "Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara sokulacağım da çoğunluğunu şükreder bulamayacaksın. "
18- "Allah dedi ki; "Çık oradan yerilmiş ve kovulmuş olarak! Andolsun ki, insanlardan kim sana uyarsa, onları ve sizi birlikte cehenneme dolduracağım. "
Bu yukarıdaki ayetlerde geçen diyalog ciddi ciddi incelenmesi gereken ve üstünde düşünülmesi gereken bir konudur. Bunun üzerinde ciddiyetle durmak lazım. Aslında Kuran-ı Kerim’in her bir harfinin üzerinde ciddiyetle durmak lazım ama bu konu biraz daha farklı.
Siz din derslerinde yada birileri dinimiz ile ilgili bir şeyler açıkladığında beyniniz hikaye yada masal dinleme moduna geçiyor. İşte en büyük yanılgı bu. Bu ayetleri bilimsel olarak, analitik ve akılcı düşünce sistemiyle düşünmek gerekir. Haşa bu masal kitabından alıntı yapılmış bir diyalog değil. Bize rahmet olarak indirilen Kuran-ı Kerim’in ki bunun Yüce Rabbimizin kelamı olduğundan şüphe yoktur. Eğer şüphe duyan yada şüphe duymasada ispat ve delil isteyenler için inşallah bir başka yazımda Kuran-ı Kerim’in Allahın kelamı olduğu ve onun katından peygamberimiz Hz Muhammed’e (Sav) indirildiği ispat edilebilir bir gerçektir. Öyleyse Bu yukarıdaki diyaloğu iyice bir inceleyelim.
Yüce Rabbimiz Hz Adem’i yarattıktan sonra meleklere ona secde etmelerini buyuruyor. ( Burdaki secde benim anladığım saygı ve hürmet olarak) İblis dışındaki tüm melekler bu emre itaat ediyor. Sadece İblis büyüklük taslayarak, Allahın emrine itaat etmeyerek, kibirlenerek, üstünlük taslayarak itaat etmedi. Görüyoruz ki buna rağmen Tüm noksan sıfatlardan münezzeh olan Rabbimiz ona sebebini soruyor. Yani açıklama bekliyor. İblis’te ben ondan üstünüm onu çamurdan beni ateşten yarattın diyor. İblisteki ruh haline bak bile bile, göz göre göre, hala diretiyor ve üstünlük taslıyor. Ve bunun neticesinde Rabbimiz büyüklük taslamak senin haddine değil deyip onu kovuyor. Ve kibirden, hırstan, fesatlıktan gözleri kör olmuş iblis hala direnmeye çalışıp Rabbimizin insanları tekrar dirilteceği güne kadar süre istiyor. Ve Rabbimiz bu süreyi ona veriyor.
Şimdi buraya kadarki durumda şu ortada ki, açık ve net olarak ortada ki Ademoğullarının açık ve net bir düşmanı var. Hepimizin düşmanı. Ve bu düşman kıyamete kadar gelmiş geçmiş, yaşayan yada yaşayacak her bir insanın düşmanı. Yani benimde düşmanım, seninde düşmanın. Düşman varsa ortada bir savaşta vardır demektir. Değil mi güzel kardeşim. İşte teknik olarak bu savaşın ne olduğunu ve nasıl savaşılması gerektiğini, bunun tüm detaylarını bilmemiz gerekir. Yoksa savaşı kaybederiz. Bir söz vardır. “Ülkeleri odular feth eder. Orduları beyinler yönetir.” Şimdi bu savaşı kazanman için sende beyin olması lazım :) Varmı kardeşim sende beyin? Var tabiî ki. Hemde sınırlarını bilmediğin kadar güzel yaratılmış bir beyin. Sadece kullan, çalıştır, düşün, analiz et, anla, idrak et. İşte anlamaya başladığında fark edeceksin ki hem aklınla hem gönlünle Müslüman olmak inanmak çok çok ayrı bir duygu.
Sonra bu iblis müddet aldıktan sonra yemin ediyor. Yeminide komik :) bu iblisin. Diyor ki "Beni kışkırtıp sapıklığa düşürdüğün için, andolsun ki, doğru yolun üzerinde pusu kurup insanların yolunu keseceğim. " Kibirden gözü dönmüş iblisin yemininde bile Allah’ın doğru yolunun üzerinde durup, insanları bu yoldan çevirmeye çalışacağına yemin ediyor.İşte arkadaşlar kibir öyle bişey ki gözleri kör eder, akılları çalışmaz hale getirir. Gerçekten uzaklaştırır, sapkınlığa götürür. Allahın yolunun doğru olduğunu, kendininkininde yanlış olduğunu itiraf ederek yemin ediyor. Şimdi bir soru geldi aklıma. Beyninde ve gönlünde zerre kadar iman olan insan (ki bu iblis bundan önce rabbine kulluk ediyordu) hiç böyle bir duruma düşer mi ? Çook büyük bir oranda hayır, hayır hayır. İşte bu yüzden olabilirmi üstünlüğümüz. Sesli düşünüyorum sadece özgür irade ve akılla ve aynı zamanda kalben inanmak iman etmek. Bunu bi düşünün derim.
Sonra bu iblis yine diyor ki; "Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara sokulacağım da çoğunluğunu şükreder bulamayacaksın. " iblisteki cesarete bak sen şaşılacak iş adeta savaş ilan ediyor. Ve yüce Rabbimizi kızdırıyor. Ve O da şöyle buyuruyor ; "Çık oradan yerilmiş ve kovulmuş olarak! Andolsun ki, insanlardan kim sana uyarsa, onları ve sizi birlikte cehenneme dolduracağım. "
Şimdi burayıda iyi analiz etmek lazım ve şu mevcut yaşantımızdan bu savaşın hangi cephesindeyiz, bu savaş için ne mücadele veriyoruz. Şöyle bir kendini gözden geçir bakalım. Kendini kandırmadan, tarafsız olarak kendini ve durumunu değerlendirmeye çalış, kendini sorgula. Her insan hatalarını ve eksiklerini biliyordur. Bunları sana sorarken kendimede soruyorum ha! Keza herkez ve her zaman kendinin durumunu ve konumunu bu çerçevede sorgulamalı, bu tabikide Allah’ın dosdoğru yolundan sapmamak adına.
İşte kardeş bu savaş böyle başlıyor. Hangi savaş ? Bir çoğumuzun içinde bulunduğumuzdan bihaber olduğu savaş. Sen şimdi ne yapman gerekiyor? 2 yol var biri bu savaşın ne demek olduğunu iyice öğrenirsin gayret edersin bu savaşı kazanırsın. Diğeri ise bu dünyada takılmaya devam et :)) he he he..
Bu iblis yemin etti ya sonra boş durmuyor, çalışıyor. Durmak yok yola devam muhabbeti gibi aynı :) he he he. İlk önce Hz. Adem ve Hava anamızın cennetten kovulmasına sebep oluyor. Onlara Rabbimiz yasaklamasına rağmen yalanlarla kandırıp yasak meyvadan yemelerini söylüyor. Ve bu meyvadan yemeleri cennetten kovulmalarına sebep oluyor. Ve Hz. Adem ve Hz Havva Dünyaya ayrı ayrı yerlere indiriliyor. Ve günümüze kadar bu savaş devam etmiş. Ve kıyamete kadar da devam edecek.
Peki Allah’ın dosdoğru yoluna oturan Şeytan bizi o yoldan nasıl alıkoyuyor? Hangi teknikleri uyguluyor. Hangi zaaflarımızı değerlendiriyor ? işte bunları anlamak içinde aşağıdaki diyalogları okumamız lazım. Bu diyalogta Rabbimiz iblise Peygamber efendimiz (Sav) gitmesini ve soracağı tüm sorulara dosdoğru cevap vermesini emrediyor. Bi okuyalım bakalım. Altını çizdiklerime dikkat! Akabinde konuşuruz yine…
HZ MUHAMMED ile şeytan arasındaki konuşma
ŞEYTAN
VE
MUHAMMED
Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin SECERET ' ÜL KEVN eserinden özetlenerek alınmıştır.
Muaz b, Cebel rivayet ediyor :
- Bir gün Resullullah (s.a) ile beraberdik. Ansardan birinin evinde toplanmıştık.. Tam bir cemaat olmuştuk. Sohbete dalmıştık.
Bu arada, dışarıdan bir ses geldi :
- Ev sahibi..... içerdekiler... Eve girmem için bana izin verir misiniz? Benim sizden bir dileğim var.
Resullullah (s.a) Efendimiz,
-Bu seslenen kimdir bilir misiniz?
-En iyi bilen ALLAH ve Resuludur.
- O, lain iblistir. 'Şeytandır' Allah'ın laneti onun üzerine olsun.
Hz. Ömer :
-Ya Resullullah , bana izin veriniz onu öldüreyim.
- Dur ya Ömer , biliyomusun ki; ona belli bir vakte kadar mühlet verilmiştir... Öldürmeyi bırak. Kapıyı ona açın gelsin... O buraya gelmek için emir almıştır. Diyeceklerini anlamaya çalışınız. Size anlatacaklarını iyi dinleyiniz.
Kapı açıldı...
Bir ihtiyar. Şaşı. Aynı zamanda köse. Çenesinde altı veya yedi kadar kıl sallanıyor. At kılı gibi. Gözleri yukarı doğru açılmış. Kafası, büyük bir fil kafası gibi. Dudakları da, bir manda dudağına benziyordu.
Sonra, şöyle bir selam verdi ;
- Selam ya Muhammed ; selam size ey cemaat-i müslimin.
- Selam Allah'ındır ya lain. Bir iş için geldiğini duydum; nedir o iş?
- Benim buraya gelişim kendi arzumla olmadı. Mecburen geldim.
- Nedir o mecburiyetin ?
- İzzet sahibi Rabbın katından bana bir melek geldi. Ve dedi ki ;
"Allah-ü Taâlâ sana emir veriyor : Muhammed 'e gideceksin. Ama düşük ve zelil bir halde. Tevazu ile. Ona gideceksin ve ademoğullarını nasıl kandırdığını anlatacaksın. Onları nasıl aldattığını söyleyeceksin bir bir ona. Sonra o sana ne sorarsa doğrusunu diyeceksin."
Sonra ... Allah-ü Taâlâ buyurdu ki :
"Söylediklerine bir yalan katarsan , doğruyu sölemezsen .... seni kül ederim ; rüzgara savurur ... Düşmanlarının önünde, seni rüsvay ederim."
İşte ... böyle ; ya Muhammed , o emir üzerine sana geldim. Arzu ettiğini bana sor . Şayet bana sorduklarına doğru cevap vermezsem ;düşmanlarım benimle eğlenecek. Şu muhakkak ki , düşmanlarımın eğlencesi olmaktan daha zor bir şey yoktur.
Bundan sona Resullullah (s.a.) Efendimiz şöyle sordu :
- Madem ki , sözlerinde doğru olacaksın. O halde bana anlat: Halk arasında en çok sevmediğin kimdir ?
Şeytan şu cevabı verdi :
-Sensin ya Muhammed. Allah' ın yarattıkları arasında senden daha çok sevmediğim kimse yoktur. Sonra senin gibi kim olabilirki?
- Benden sonra , en çok kimlere buğuzlusun ve sevmezsin?.
- Müttaki bir gence ki varlığını Allah yoluna vermiştir.
- Sonra kimi sevmezsin ?
- Kendisini sabırlı bildiğim , şüpheli işlerden sakınan alimi ...
-Sonra ?
- Temizlik işinde yıkadığı yerleri üç defa yıkamayı adet eden kimseyi.
-Sonra ?
- Sabırlı olan bir fakiri ki ; ihtiyacını kimseye anlatmaz... Halinden şikayet etmez.
-Peki, bu fakirin sabırlı olduğunu nerden bilirsin ?
-Ya Muhammed, ihtiyacını kendi gibi birine açmaz. Her kim ihtiyacını kendi gibi birine üç gün üst üste anlatırsa, Allah onu sabredenlerden yazmaz. Sabırlı kimselerin işi buna benzemez. Hasılı , onun sabrını ; halinden , tavrından ve şikayet etmeyişinden anlarım.
-Sonra kim ?
- Şükreden zengin.
- Peki, ama zenginin şükreden olduğunu nasıl anlarsın ?
- Onu görürsem ki , aldığını helal yoldan alıyor ve mahalline harcıyor. Bilirim ki : şükreden bir zengindir..
Resullullah (s.a.) Efendimiz bu defa mevzuu değiştirdi ve ona başka bir sual sordu :
- Peki, ümmetim namaza kalkınca , senin halin nice olur?
- Ya Muhammed, beni bir sıtma tutar . Titrerim.
- Neden böyle olursun ; ya lain ?
- Çünkü bir kul , Allah için secde edince bir derece yükselir.
- Peki ya oruç tuttukları zaman nasıl olursun ?
- O zaman da bağlanırım. Taa, onlar iftar edinceye kadar.
- Peki ya hac yaptıkları zaman nasıl olursun ?
O zaman da çıldırırım.
- Peki, ya Kur'an okudukları zaman nasıl olursun ?
O zaman da, eririm. Tıpkı ateşte eriyen bir kurşun gibi eririm.
- Peki ya sadaka verdikleri zaman halin nasıldır ?
- Ha, işte.. o zaman halim pek yaman olur. Sanki sadaka veren , bir testere alır eline , ve beni ikiye böler.
-Neden öyle testere ile ikiye biçilirsin, ya Ebamürre ?
- Çünkü sadakada dört güzellik vardır. Şöyle ki ;
1 - Allah-ü Teala, sadaka verenin malına bereket ihsan eyler.
2 - O , sadaka veren kimseyi halkına sevdirir.
3 - Allah-ü Teala, onun verdiği sadakayı , cehennemle arasında bir perde yapar.
4 - Allah-ü Teala, belayı sıkıntıyı ve ahları ondan defeder.
Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz ashabı hakkında bazı sorular sordu :
-Ebubekir için ne dersin ?
- O bana cahiliyet devrinde bile itaat etmedi... İslam'a girdikten sonra nasıl bana itaat eder ?
- Peki, Ömer b. Hattab için ne dersin ?
- Allah'a yemin ederim ki ; her gördüğüm yerde ondan kaçarım.
- Peki , Osman b. Affan için ne dersin ?
- Ondan utanırım . hem de çok ... Nasıl ki , Rahman' ın melekleri de ondan utanırlar.,
- Peki, Ali b. Ebutalib için ne dersin ?
-Ah onun elinden bir kurtulsam... O, kendi başına kalsa ; ben kendi başıma kalsam... O beni bıraksa.... ben de onu bıraksam .. Ben onu bırakırım ; ama o beni bırakmaz.
Resullullah (s.a.) Efendimiz , yukarıdaki soruları sorduktan ve şeytanın verdiği cevaplar kısmen bittikten sonra ,
şöyle buyurdu :
- Ümmetime saadet ihsan eden ; seni taa, belli bir vakte kadar şeki kılan Allah'a hamd olsun.
Resullullah (s.a.) Efendimiz ' in o cümlesini duyan lain iblis şöyle dedi :
- Heyhat, heyhat... Ümmetin saadeti nerede? Ben , o belli vakte kadar diri kaldıkça, sen ümmetin için nasıl ferah duyarsın ?.. Ben , onların kan mecralarına girerim. Etlerine karışırım. Ama onlar , benim bu halimi göremez ve bilemezler. Beni yaradan ve baas gününe kadar bana mühlet veren Allah'a yemin ederim ki: Onların tümünü azdırırım. Cahillerini ve alimlerini ... Ümmilerini ve okumuşlarını ... Facirlerini ve abidlerini ... Hasılı, bunların hiçbiri elimden kurtulamaz. Fakat , Allah'ın halis kullarını ... Evet, bunları azdıramam.
Bunun üzerine Resullullah (s.a.) Efendimiz sordu :
-Sana göre ihlas sahibi olan muhlis kullar kimlerdir ?
- Bilmez misin? ya Muhammed, bir kimse ki , dirhemini ve dinarını sever ... O Allah için bir ihlasa sahip değildir. Bir kimseyi görürsem ki ; dirhemini dinarını sevmez ; övülmekten, medhedilmekten hoşlanmaz.. bilirim ki o : ihlâs sahibidir... Hemen onu bırakır kaçarım. Bir kul malı ve övülmeyi sevdiği süre , kalbi de dünya arzularına bağlı kaldığı müddet , o size vasfını yaptığım kimseler arasında bana en çok itaat edendir. Bilmez misin ki : mal sevgisi , büyük günahların en büyüğüdür. Bilmez misin ki ya Muhammed , baş olma sevgisi yine büyük günahların en büyükleri arasındadır. Ya Muhammed , bilmez misin ? ... Benim yetmiş bin tane çocuğum var. Bunların her birini bir başka yere tayin etmişimdir. Sonra ... o her çocuğumla birlikte yine yetmiş bin tane şeytan vardır. Onların bir kısmını ulemaya gönderdim. Bir kısmını gençlere yolladım.Bir kısmını da , meşayihe saldım. Bir kısmını da ihtiyar kadınlara musallat ettim. Gençlere gelince , aramızda hiçbir anlaşmazlık yoktur. Onlarla gayet iyi geçiniriz. Çocuklara gelince ... onlarla da , bizimkiler istedikleri gibi birlikte oynarlar. Bizimkilerin bir kısmını da abidlerin başına dert ettim. Bir kısmını da zahidlerin. Onlar bunların yanına girer.; halden hale sokarlar. Bir tepeden öbürüne ... hep dolaştırıp dururlar. Öyle bir hal alırlar ki ;başlarlar, sebeplerden herhangi birine sövmeye... İşte ... böylece , onlardan ihlası alırım. Onlar bu halleri ile yaptıkları ibadeti, ihlassız yaparlar gayrı .. Ama , bu hallerin farkında olmazlar. Bilmez misin ; ya Muhammed, Rahip Borsisa : tam yetmiş yıl ihlas ile Allah ' a ibadet etti. Bu ibadetleri sonucunda ona öyle
bir hal ihsan edilmişti ki ; Her dua ettiği hasta , duası ve bereketi ile şifayap oluyordu. Onun peşine takıldım. Zina etti. Katil oldu. Sonunda da küfre girdi. Bu o kimsedir ki ; Allah-ü Teala aziz kitabında , ona şöyle anlatır :
"Şeytan hali gibidir ki ; o insana : ' Kafir ol .. Dedi. Vaktaki o kafir oldu. : bu defa ona şöyle dedi : Ben senden uzağım . . Ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım ." (59/16)
İblis bundan sonra bazı kötü huylar üzerinde durdu. Ve onların her birinden nasıl istifade ettiğini anlattı..
YALAN
- Bilmez misin ya Muhammed , yalan bendendir ve ilk yalan söyleyen de benim. Her kim yalan söylerse ... o benim dostumdur. Her kim yalan yere yemin ederse ... o da benim sevgilimdir. Bilmez misin ya Muhammed , ben Adem'e ve Havva'ya yalan yere Allah adına and içtim. "Muhakkak ben size nasihat ediyorum." (7/16) Dedim... Bunu yaparım : çünkü yalan yere yemin gönlümün eğlencesidir.
GIYBET - KOĞUCULUK
-Gıybet ve koğuculuğa gelince .... Onlarda benim meyvelerimdir ve şenliğimdir.
NİKAH ÜZERİNE YEMİN ETMEK
-Her kim talak üzerine yemin ederse ... günahkar olacağından endişe edilir. İsterse bir defa olsun .. İsterse doğru şey üzerine olsun. Her kim talakı ağzına alırsa .. taaa.. hakikati belli oluncaya kadar karısı ona haram olur. Onlar bu halleri ile kıyamete kadar meydana getirecekleri çocuklar hep zina çocuğu olur. Ağza alınan o talak kelimesi yüzünden hepsi cehenneme girer.
NAMAZ VE
MUHAMMED
Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin SECERET ' ÜL KEVN eserinden özetlenerek alınmıştır.
Muaz b, Cebel rivayet ediyor :
- Bir gün Resullullah (s.a) ile beraberdik. Ansardan birinin evinde toplanmıştık.. Tam bir cemaat olmuştuk. Sohbete dalmıştık.
Bu arada, dışarıdan bir ses geldi :
- Ev sahibi..... içerdekiler... Eve girmem için bana izin verir misiniz? Benim sizden bir dileğim var.
Resullullah (s.a) Efendimiz,
-Bu seslenen kimdir bilir misiniz?
-En iyi bilen ALLAH ve Resuludur.
- O, lain iblistir. 'Şeytandır' Allah'ın laneti onun üzerine olsun.
Hz. Ömer :
-Ya Resullullah , bana izin veriniz onu öldüreyim.
- Dur ya Ömer , biliyomusun ki; ona belli bir vakte kadar mühlet verilmiştir... Öldürmeyi bırak. Kapıyı ona açın gelsin... O buraya gelmek için emir almıştır. Diyeceklerini anlamaya çalışınız. Size anlatacaklarını iyi dinleyiniz.
Kapı açıldı...
Bir ihtiyar. Şaşı. Aynı zamanda köse. Çenesinde altı veya yedi kadar kıl sallanıyor. At kılı gibi. Gözleri yukarı doğru açılmış. Kafası, büyük bir fil kafası gibi. Dudakları da, bir manda dudağına benziyordu.
Sonra, şöyle bir selam verdi ;
- Selam ya Muhammed ; selam size ey cemaat-i müslimin.
- Selam Allah'ındır ya lain. Bir iş için geldiğini duydum; nedir o iş?
- Benim buraya gelişim kendi arzumla olmadı. Mecburen geldim.
- Nedir o mecburiyetin ?
- İzzet sahibi Rabbın katından bana bir melek geldi. Ve dedi ki ;
"Allah-ü Taâlâ sana emir veriyor : Muhammed 'e gideceksin. Ama düşük ve zelil bir halde. Tevazu ile. Ona gideceksin ve ademoğullarını nasıl kandırdığını anlatacaksın. Onları nasıl aldattığını söyleyeceksin bir bir ona. Sonra o sana ne sorarsa doğrusunu diyeceksin."
Sonra ... Allah-ü Taâlâ buyurdu ki :
"Söylediklerine bir yalan katarsan , doğruyu sölemezsen .... seni kül ederim ; rüzgara savurur ... Düşmanlarının önünde, seni rüsvay ederim."
İşte ... böyle ; ya Muhammed , o emir üzerine sana geldim. Arzu ettiğini bana sor . Şayet bana sorduklarına doğru cevap vermezsem ;düşmanlarım benimle eğlenecek. Şu muhakkak ki , düşmanlarımın eğlencesi olmaktan daha zor bir şey yoktur.
Bundan sona Resullullah (s.a.) Efendimiz şöyle sordu :
- Madem ki , sözlerinde doğru olacaksın. O halde bana anlat: Halk arasında en çok sevmediğin kimdir ?
Şeytan şu cevabı verdi :
-Sensin ya Muhammed. Allah' ın yarattıkları arasında senden daha çok sevmediğim kimse yoktur. Sonra senin gibi kim olabilirki?
- Benden sonra , en çok kimlere buğuzlusun ve sevmezsin?.
- Müttaki bir gence ki varlığını Allah yoluna vermiştir.
- Sonra kimi sevmezsin ?
- Kendisini sabırlı bildiğim , şüpheli işlerden sakınan alimi ...
-Sonra ?
- Temizlik işinde yıkadığı yerleri üç defa yıkamayı adet eden kimseyi.
-Sonra ?
- Sabırlı olan bir fakiri ki ; ihtiyacını kimseye anlatmaz... Halinden şikayet etmez.
-Peki, bu fakirin sabırlı olduğunu nerden bilirsin ?
-Ya Muhammed, ihtiyacını kendi gibi birine açmaz. Her kim ihtiyacını kendi gibi birine üç gün üst üste anlatırsa, Allah onu sabredenlerden yazmaz. Sabırlı kimselerin işi buna benzemez. Hasılı , onun sabrını ; halinden , tavrından ve şikayet etmeyişinden anlarım.
-Sonra kim ?
- Şükreden zengin.
- Peki, ama zenginin şükreden olduğunu nasıl anlarsın ?
- Onu görürsem ki , aldığını helal yoldan alıyor ve mahalline harcıyor. Bilirim ki : şükreden bir zengindir..
Resullullah (s.a.) Efendimiz bu defa mevzuu değiştirdi ve ona başka bir sual sordu :
- Peki, ümmetim namaza kalkınca , senin halin nice olur?
- Ya Muhammed, beni bir sıtma tutar . Titrerim.
- Neden böyle olursun ; ya lain ?
- Çünkü bir kul , Allah için secde edince bir derece yükselir.
- Peki ya oruç tuttukları zaman nasıl olursun ?
- O zaman da bağlanırım. Taa, onlar iftar edinceye kadar.
- Peki ya hac yaptıkları zaman nasıl olursun ?
O zaman da çıldırırım.
- Peki, ya Kur'an okudukları zaman nasıl olursun ?
O zaman da, eririm. Tıpkı ateşte eriyen bir kurşun gibi eririm.
- Peki ya sadaka verdikleri zaman halin nasıldır ?
- Ha, işte.. o zaman halim pek yaman olur. Sanki sadaka veren , bir testere alır eline , ve beni ikiye böler.
-Neden öyle testere ile ikiye biçilirsin, ya Ebamürre ?
- Çünkü sadakada dört güzellik vardır. Şöyle ki ;
1 - Allah-ü Teala, sadaka verenin malına bereket ihsan eyler.
2 - O , sadaka veren kimseyi halkına sevdirir.
3 - Allah-ü Teala, onun verdiği sadakayı , cehennemle arasında bir perde yapar.
4 - Allah-ü Teala, belayı sıkıntıyı ve ahları ondan defeder.
Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz ashabı hakkında bazı sorular sordu :
-Ebubekir için ne dersin ?
- O bana cahiliyet devrinde bile itaat etmedi... İslam'a girdikten sonra nasıl bana itaat eder ?
- Peki, Ömer b. Hattab için ne dersin ?
- Allah'a yemin ederim ki ; her gördüğüm yerde ondan kaçarım.
- Peki , Osman b. Affan için ne dersin ?
- Ondan utanırım . hem de çok ... Nasıl ki , Rahman' ın melekleri de ondan utanırlar.,
- Peki, Ali b. Ebutalib için ne dersin ?
-Ah onun elinden bir kurtulsam... O, kendi başına kalsa ; ben kendi başıma kalsam... O beni bıraksa.... ben de onu bıraksam .. Ben onu bırakırım ; ama o beni bırakmaz.
Resullullah (s.a.) Efendimiz , yukarıdaki soruları sorduktan ve şeytanın verdiği cevaplar kısmen bittikten sonra ,
şöyle buyurdu :
- Ümmetime saadet ihsan eden ; seni taa, belli bir vakte kadar şeki kılan Allah'a hamd olsun.
Resullullah (s.a.) Efendimiz ' in o cümlesini duyan lain iblis şöyle dedi :
- Heyhat, heyhat... Ümmetin saadeti nerede? Ben , o belli vakte kadar diri kaldıkça, sen ümmetin için nasıl ferah duyarsın ?.. Ben , onların kan mecralarına girerim. Etlerine karışırım. Ama onlar , benim bu halimi göremez ve bilemezler. Beni yaradan ve baas gününe kadar bana mühlet veren Allah'a yemin ederim ki: Onların tümünü azdırırım. Cahillerini ve alimlerini ... Ümmilerini ve okumuşlarını ... Facirlerini ve abidlerini ... Hasılı, bunların hiçbiri elimden kurtulamaz. Fakat , Allah'ın halis kullarını ... Evet, bunları azdıramam.
Bunun üzerine Resullullah (s.a.) Efendimiz sordu :
-Sana göre ihlas sahibi olan muhlis kullar kimlerdir ?
- Bilmez misin? ya Muhammed, bir kimse ki , dirhemini ve dinarını sever ... O Allah için bir ihlasa sahip değildir. Bir kimseyi görürsem ki ; dirhemini dinarını sevmez ; övülmekten, medhedilmekten hoşlanmaz.. bilirim ki o : ihlâs sahibidir... Hemen onu bırakır kaçarım. Bir kul malı ve övülmeyi sevdiği süre , kalbi de dünya arzularına bağlı kaldığı müddet , o size vasfını yaptığım kimseler arasında bana en çok itaat edendir. Bilmez misin ki : mal sevgisi , büyük günahların en büyüğüdür. Bilmez misin ki ya Muhammed , baş olma sevgisi yine büyük günahların en büyükleri arasındadır. Ya Muhammed , bilmez misin ? ... Benim yetmiş bin tane çocuğum var. Bunların her birini bir başka yere tayin etmişimdir. Sonra ... o her çocuğumla birlikte yine yetmiş bin tane şeytan vardır. Onların bir kısmını ulemaya gönderdim. Bir kısmını gençlere yolladım.Bir kısmını da , meşayihe saldım. Bir kısmını da ihtiyar kadınlara musallat ettim. Gençlere gelince , aramızda hiçbir anlaşmazlık yoktur. Onlarla gayet iyi geçiniriz. Çocuklara gelince ... onlarla da , bizimkiler istedikleri gibi birlikte oynarlar. Bizimkilerin bir kısmını da abidlerin başına dert ettim. Bir kısmını da zahidlerin. Onlar bunların yanına girer.; halden hale sokarlar. Bir tepeden öbürüne ... hep dolaştırıp dururlar. Öyle bir hal alırlar ki ;başlarlar, sebeplerden herhangi birine sövmeye... İşte ... böylece , onlardan ihlası alırım. Onlar bu halleri ile yaptıkları ibadeti, ihlassız yaparlar gayrı .. Ama , bu hallerin farkında olmazlar. Bilmez misin ; ya Muhammed, Rahip Borsisa : tam yetmiş yıl ihlas ile Allah ' a ibadet etti. Bu ibadetleri sonucunda ona öyle
bir hal ihsan edilmişti ki ; Her dua ettiği hasta , duası ve bereketi ile şifayap oluyordu. Onun peşine takıldım. Zina etti. Katil oldu. Sonunda da küfre girdi. Bu o kimsedir ki ; Allah-ü Teala aziz kitabında , ona şöyle anlatır :
"Şeytan hali gibidir ki ; o insana : ' Kafir ol .. Dedi. Vaktaki o kafir oldu. : bu defa ona şöyle dedi : Ben senden uzağım . . Ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım ." (59/16)
İblis bundan sonra bazı kötü huylar üzerinde durdu. Ve onların her birinden nasıl istifade ettiğini anlattı..
YALAN
- Bilmez misin ya Muhammed , yalan bendendir ve ilk yalan söyleyen de benim. Her kim yalan söylerse ... o benim dostumdur. Her kim yalan yere yemin ederse ... o da benim sevgilimdir. Bilmez misin ya Muhammed , ben Adem'e ve Havva'ya yalan yere Allah adına and içtim. "Muhakkak ben size nasihat ediyorum." (7/16) Dedim... Bunu yaparım : çünkü yalan yere yemin gönlümün eğlencesidir.
GIYBET - KOĞUCULUK
-Gıybet ve koğuculuğa gelince .... Onlarda benim meyvelerimdir ve şenliğimdir.
NİKAH ÜZERİNE YEMİN ETMEK
-Her kim talak üzerine yemin ederse ... günahkar olacağından endişe edilir. İsterse bir defa olsun .. İsterse doğru şey üzerine olsun. Her kim talakı ağzına alırsa .. taaa.. hakikati belli oluncaya kadar karısı ona haram olur. Onlar bu halleri ile kıyamete kadar meydana getirecekleri çocuklar hep zina çocuğu olur. Ağza alınan o talak kelimesi yüzünden hepsi cehenneme girer.
- Ya Muhammed , namazı an be an tehir edilince ... onu da anlatayım. O her ne zaman ki , namaza kalkmak ister; tutarım .
Ona vesvese veririm. Derim ki : " henüz vakti var. Sende meşgulsün. Hele şimdilik işine bak . sonra kılarsın." Böylece o : Vaktinin dışında namazını kılar... Ve bu sebepten onun kıldığı namaz yüzüne atılır. Şayet o kimse beni mağlup ederse .. ona insan şeytanlarından birini yollarım... Böylece onu vaktinde namaz kılmaktan alıkoyar.
O, bunda da beni mağlup ederse .. bu sefer onun hesabını namazında görmeye bakarım. O namazın içinde iken ; sağa bak .. sola bak... Derim... O da bakar ... O ki böyle yaptı... Yüzünü okşar alnından öperim. Bundan sonra ona : Sen ebedi yaramaz bi iş yaptın. Derim ve böylece onun huzurunu bozarım. Sende bilirsin ki ya Muahammed , her kim namazda , sağa ve sola çokça bakarsa , Allah onun namazını kabul etmez.
Bunda da ona mağlup olursam . Yalnız başına namaz kıldığında yanına giderim. Ve ona ; çabuk çabuk kılmasını emrederim. O da , başlar ; namazını çabuk çabuk kılmaya. Tıpkı horozun , gagası ile yerden bişeyler topladığı gibi.
Bu işi yaptırmakta da ona başarı kazanamazsam bu sefer , cemaatle namaz kılarken onun yanına varırım. Orada başına bir gem takarım. Başını imamdan evvel secdeden ve rükü'dan kaldırırım. İmamdan evvel de secde ve rüku yaptırırım. İşte o böyle yaptığı için , kıyamet günü , Allah onun başını eşek başına çevirir.
O kimse bunda da beni yener ise .. Bu defa , ona namazda parmaklarını çıtlatmasını emrederim. Böylece o beni tesbih edenlerden olur. Ama bu işi ona namaz içinde yaptırmaya muvaffak olursam.
Bunda da mağlup olursam , bu sefer ona tekrar giderim. Namaz içinde iken burnuna üflerim. Ben üfleyince , o esnemeye başlar. Şayet o, bu esneme esnasında elini ağzına kapamazsa .. onun içine küçük bir şeytan girer , dünya hırsını ve dünyevi bağlarını çoğaltır. İşte.. Bundan sonra o kimse , hep bize itaat eder. Sözümüzü dinler. Dediklerimizi yapar.
Şeytan bundan sonra konuşmasına devam etti :
-Sen ümmetin hangi saadetinten ferah duyarsın ki ? Ben onlara ne tuzaklar kurarım... ne tuzaklar. Miskinlerine , çaresizlerine ve zavallılarına giderim. Namazı bırakmalarını emrederim. Ve onlara derim ki :
Namaz size göre değil.. O, Allah'ın afiyet ihsan ettiği ve bolluk verdiği kimseler içindir.
Sonra hastalara giderim :
-" Namaz kılmayı bırak " derim çünkü Allah-ü Teala : << hastalara zorluk yok.....>> (24/61) buyurdu.
İyi olduğun zaman kılarsın. Ve böylece o, namazını bırakır. Hatta küfre de gidebilir. Şayet o, hastalığında namazı terkederek ölüp giderse, Allah'ın huzuruna çıkarken, Allah-ü Teala'yı öfkeli bulur.
Sonra şöyle dedi :
' Ya Muhammed , eğer bu sözlerime yalan kattımsa , beni akrep soksun. Sonra. Eğer yalan varsa .. Allah 'tan dile beni kül eylesin.
İblis bundan sonra konuşmalarına devam etti ve şöyle dedi :
' Ya Muhammed , sen ümmetin için ferah mı duyuyorsun ? Halbuki ben onların altı da birini dininden çıkardım.
Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz ona , yani İblis'e aşağıdaki şekilde kısa kısa bazı sorular sordu. O da bunlara cevap verdi :
-Ya lain , senin oturma arkadaşın kim ? - Faiz yiyen.
- Dostun kim ? - Zina eden.
- Yatak arkadaşın kim ? - Sarhoş
- Misafirin kim ? - Hırsız.
- Elçin kim ? - Sihirbazlar.
- Gözün nuru nedir? - Karı boşamak.
- Sevgilin kim ? - Cuma namazını bırakanlar.
- Ya lain , senin kalbini ne yıkar ? - Allah yolunda cihada koşan atların kişnemesi.
- Senin cismini ne eritir ? - Tevbe edenlerin tevbesi.
- Ciğerini ne parçalar, ne çürütür ? - Gece ve gündüz, Allah'a yapılan bol bol istiğfar.
- Yüzünü ne buruşturur ? - Gizli sadaka.
- Gözlerini kör eden nedir ? - Gece namazı.
- Başını eğdiren nedir ? - Çokça kılınan cemaatle namaz.
- Sana göre insanların en saadetlisi (!) kimdir? - Namazını bilerek kasden bırakanlar.
- İinsanların en şakisi kimdir ? - Cimriler
- Seni işinden ne alıkoyar ? - Ulema meclisleri
- Yemeğini nasıl yersin ? -Sol elimle parmaklarımın ucu ile.
- Sam yeli estiği zaman ne ortalığı sıcaklık bastığı zaman çocuklarını nerede gölgelendirirsin ? - İnsanların tırnaklarının arasında.
- Rabbinden neler talep ettin ? - On şey talep ettim.
- Nedir onlar ya lain ?
- Şunlardır :
1. Allah'tan diledim ki, beni ademoğullarının malına ve evladına ortak ede. Bu ortaklık talebimi yerine getirdi. Ki bu : << Onlara ortak ol... Mallarına ve çocuklarına . Onlara vaad et. Halbuki şeytan onlara gurur vaad eder...>> (17/64) Ayet-i Celilesi ile sabittir.
Her besmelesiz kesilen hayvan etinden yerim , faiz ve haram karışan yemeklerden yerim. Şeytandan Allah'a sığınılmayan malın da ortağıyım.
Cinsi münasebet anında ; Allah'a şeytandan sığınmayan kimse ile birlikte hanımı ile birleşirim. Ve o her birleşmeden hasıl olan çocuk , bize itaat eder. Sözümüzü dinler.
Her kim hayvana binerken , helal yola gitmeyi değil de , aksini isteyerek binerse , bende onunla beraber binerim. Yol arkadaşı ve binek arkadaşı olurum. Bu da Ayet-İ Kerime ile sabittir. << Onlar üzerine süvarilerinle , piyadelerinle yaygara çıkart..>> (17/64)
2. Allah-ü Teala'dan diledim ki : Bana bir ev vere .. Bu dilediğim üzerine hamamları bana ev olarak verdi.
3 .Diledim ki bana bir mescid vere. Pazar yerlerini bana mescid yaptı.
4. Benim için bir okuma kitabı vermesini istedim. Şiirleri bana okuma kitabı olarak verdi.
5. İstedim ki ; bir ezan vere , Mezmurları verdi.
6. Diledim ki ; bana bir yatak arkadaşı vere.. Sarhoşları verdi.
7. Diledim ki ; bana yardımcılar vere ... Bunun içinde kaderiye mensuplarını verdi.
8. İstedim ki ; bana kardeşler vere .. Mallarını boş yere israf edenleri verdi. Bir de masiyet yoluna para harcayanları. Bunlarda şu Ayet-i Kerime ile sabittir :
<< O kimseler ki ; mallarını boş yere harcarlar... Onlar şeytanın kardeşleri olmuşlardır. >> (17/27)
Bir ara Resullullah (s.a.) Efendimiz şöyle buyurdu :
- Eğer söylediklerini, Allah'ın kitabındaki ayetlerle ispat etmeseydin. Seni tastik etmezdim.
Bundan sonra İblis devam etti :
- Ya Muhammed , Allah'tan diledim ki ; ademoğullarını ben göreyim ; ama onlar beni göremeyeler. Bu dileğimi de yerine getirdi. Diledim ki ; ademoğullarının kan mecralarını bana yol yapa ; Bu da oldu. Böylece ben, onlar arasında akıp giderim. Gezerim.Hem nasıl istersem. Bütün bu isteklerimi verdi . " Hepsi sana verildi .. Buyurdu. " Ve ben bu hallerimle iftihar ederim. Sonra şunu da ekleyeyim ki ; benimle beraber olanlar , seninle beraber olanlardan daha çoktur. İşte .. Böylece kıyamete kadar, ademoğullarının ekserisi benimle beraber olurlar. Bundan sonrasını İblis şöyle anlattı :
Benim bir oğlum vardır. Adı : ATEME 'dir. Bir kul , yatsı namazını kılmadan uyursa .. gider ; onun kulağına bevleder. Eğer böyle olmasaydı ; imkan yok , insanlar namazlarını eda etmeden uyuyamazlardı.
Benim bir oğlum daha vardır ki ; onun adı da MÜTEKAZİ 'dir. Bunun vazifesi de ; yapılan gizli amelleri yaymaya çalışmaktır. Mesela bir kul , gizli bir taat işlerse .. ve bu yaptığını da gizlemeye çalışırsa MÜTEKAZİ onu dürter. En sonunda o gizli amelin yayılmasına ve açığa çıkarmaya muvaffak olur. Böylece ; Allah-ü Teala onun yüz sevabından doksan dokuzunu imha eder. Çünkü bir kulun yaptığı gizli bir amel için tam yüz sevap verilir.
Sonra .. Benim bir oğlum daha vardır . Onun adı da KÜHAYL dir. Bunun işi de , insanların gözlerini sürmelemektir. Bilhassa , ulema meclisinde ve hatip hutbe okurken. Bu sürme onların gözüne çekildi mi , uyuklamaya başlarlar. Ulemanın sözlerini işitmezler. Böylece hiç sevap alamazlar.
Bundan sonra İblis şöyle anlattı :
' Hangi kadın olursa olsun .. Onun kalktığı yere şeytan oturur. Sonra kadının kucağında mutlaka bir şeytan durur. Ve onu ,
bakanlara güzel gösterir. Sonra o kadına bazı emirler verir. Mesela : Elini kolunu dışarı çıkar ; göster. Der .. o da , bu emri tutar. Elini , kolunu açar, gösterir. Bundan sonra , o kadının haya perdesini tırnakları ile yırtar.
İblis bundan sonra ; Resullullah (s.a.) Efendimiz ' e kendi durumunu anlatmaya başladı :
'Ya Muhammed bir insanı delalete sürüklemek için elimde bir imkan yoktur. Ben ancak vesvese veririm. Ve bir şeyi güzel
gösteririm. O kadar. Eğer delalete sürüklemek elimde olsaydı , yeryüzünde ; << Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed Allah'ın resülüdür. >> diyen herkesi , oruç tutanı ve namaz kılanı hiç bırakmazdım. Hepsini delalete düşürürdüm. Nasıl ki senin elinde de , hidayet nevinden bir şey yoktur. Sen ancak Allah'ın Resulusun. Ve tebliğe memursun. Şayet hidayet elinde olsaydı, yeryüzünde tek kafir bırakmazdın. Sen Allah'ın halkı üzerinde bir hüccetsin. Bende , kendisi için ezelde şekavey yazılan kimselere sebebim. Said olan kimse , taa , ana karnında iken saiddir. Şaki olan da , yine ana karnında iken şakidir. Saadet ehli kılan da Allah , Şekavet ehli kılan da Allah .
Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz şu iki Ayet-i Kerimeyi okudu.
< Bunlar, taa sonuna kadar böyle değişik şekilde devam edecek... Ancak Rabbın esirgedikleri hariç..> (11/118-119)
< Allah'ın emri behemehal yerini bulan bir kaderdir.> (33/38)
Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz , İblise şöyle buyurdu :
<< Ya Ebamürre , acaba senin bir tevbe etmen ve Allah' a dönmen mümkün değil mi ? Cennete girmene kefil olurum.
Bunun üzerine İblis şöyle dedi :
'Ya Resullullah , iş verilen hükme göre oldu. Karar yazan kalemde kurudu. Kıyamete kadar olacak işler olacaktır. Seni peygamberlerin efendisi kılan , cennetin ehlinin hatibi eyleyen ve seni halkı içinden seçen ve halkı arasında bir gözde yapan, beni de şakilerin efendisi kılan ve cehennem ehlinin hatibi eyleyen Allah'tır. Ve O : bütün eksik sıfatlardan münezzehtir.
Ve İblis cümlelerini şöyle tamamladı :
İşte bu söylediklerim sana son sözümdür. Ve bütün söylediklerimi de doğru dedim.
KURAN-I KERİMİN TARİF ETTİĞİ İBLİS
ŞEYTAN:
1. Sinsi ve Yalancıdır.-(İbrahim Suresi, 22)
2. Azgın ve Kaypaktır.-(Hac Suresi, 3)
3. Gücü Yalnızca Çağırmaya Yeter.-(İbrahim Suresi, 22)
4. İyilikten ve Hayırdan Yana Hiçbir Yönü Yoktur.-(Nisa Suresi, 117)
5. İnsanlar Üzerindeki Etkisi Pisliktir.-(Enfal Suresi, 11)
6. İnsanların Şükretmelerini Engellemek İster.-(Araf Suresi, 17)
7. İnsanlara Korku Vermeye Çalışır.-(Al-i İmran Suresi, 175)
8. Müminlerin Arasını Bozmaya Çalışır.-(İsra Suresi, 53) (Maide Suresi, 91)
9. İnsanları, Sözde Onlara İyilik Yaptığına İkna Etmeye Çalışır.-(Araf Suresi, 20-21)
10. Allah’ın Adını Kullanarak Saptırmaya Çalışır.-(Fatır Suresi, 5-6)
11. Mü’minlerin Zamanla Yıpranmalarını İster.-(Al-i İmran Suresi ,155)
12. Yalan Vaadlerde Bulunur.-(İbrahim Suresi, 22)
13. Kuruntulara ve Kuşkulara Düşürmeye Çalışır.-(Nisa Suresi, 119-120)
14. Sapkın Amelleri Süslü ve Çekici Gösterir.-(Neml Suresi, 24)
15. Fakirlik Korkusu Vermeye Çalışır.-(Bakara Suresi, 268 )
16. Kibir Vermeye Çalışır.-(Sad Suresi, 74-75)
17. Gösteriş İçin İbadet Etmeye Teşvik Eder.-(Nisa Suresi, 38 )
18. Ayetlerden Uzaklaştırmaya Çalışır.-(Zuhruf Suresi, 36-37)
19. Unutkanlık ve Dalgınlık verir.-(Mücadele Suresi,19) (En’am Suresi, 68 ) (Kehf Suresi, 63)
20. Duygusallık Telkini Yapar.-(İsra Suresi, 64) (Mümtehine Suresi,1-3)
21. Detaylara Daldırır.-(Bakara Suresi, 67-71)
22. İsrafa Teşvik Eder.-(İsra Suresi, 26-27)
23. Gerçek şu, şeytan size düşmandır,öyleyse siz de onu düşman edinin.-(Fatır Suresi, 6)...
Yukarıda yazılanları okudun. İblise her şeyi itiraf ettirten Allah’a hamd olsun ki , bize düşmanımızı tanıma fırsatı vermiş Rabbimiz. Şimdi Kerdeşler canlar ciğerler. Altını çizdiğim yerleri defalarca okuyun üstüne düşün. Hangi haller başınıza geldi. Hangilerini yaşadınız. Şavasın hangi cephesindesiniz? Tevbe etmeyi düşündünüz mü ? Kendinize çeki düzen vermeyi düşündünüz mü ? Tembel olmayın daha fazla daha fazla öğrenin öğrenmekte kanaatkar olmayın. Emin olun ki kalben ve aklen iman etmeniz çok önemli. Bize papağan gibi sadece duaları ezberlemeyi öğrettiler içindeki anlam bütünlüğünü anlatmadılar. Öğrenmeye başlamayacak mısın ? Eğer kader seni bu yazıyı okumaya getirdiyse, bu ihtimalide bir düşün bakalım. Zira hayatta tesadüf diye bir şey yoktur. Bunları anladıktan sonra hala bu dünyada takılmaya devam edeceksen :) Sen bilirsin. Mahşerde görüşürüz. Yüce rabbim diğer tarafta yüzü nur gibi parlayan hidayete ermiş Salih kullarından eylesin cümlemizi. Amin.